MADOPAR 250 mg 30 tablet {Deva} Klinik Özellikler

Levadopa + Benserazid Hcl }

4.1. Terapötik endikasyonlar

4.2. Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji/uygulama sıklığı ve süresi:

Doktor tarafından başka şekilde tavsiye edilmediği takdirde; Standart doz:

MADOPAR ile tedaviye kademeli olarak başlanmalı, doz bireysel olarak saptanmalı ve optimal etki için titre edilmelidir. Aşağıdaki doz uygulamaları, bu konuda yol gösterici olarak kabul edilebilir: Başlangıç tedavisi:

Parkinsonizmin erken evrelerinde, günde 3-4 kez çeyrek tablet MADOPAR 250 ile tedaviye başlamak önerilir. Başlangıçtaki doz programının tolere edilebilirliği onaylandığı zaman, hastanın cevabına göre doz yavaş yavaş artırılmalıdır. Optimal etkiye, genellikle 300-800 mg levodopa ve 75-200 mg benserazide karşılık gelen günlük

MADOPAR dozu ile ulaşılır ve bu doz, 3 veya daha fazla doza bölünebilir. Optimal etki elde etmek için 4-6 haftaya ihtiyaç vardır. Eğer günlük dozun daha da artırılması gerekirse, bu ayda bir yapılmalıdır. idame tedavisi:

Ortalama idame dozu, günde 3-6 kez 1 adet MADOPAR 125 mg tablettir. Üçten az olmamak şartıyla doz sayısı ve bunların gün içinde dağılımları optimal etki için bireysel gereksinimlere göre ayarlanmalıdır. Optimal etki için, MADOPAR HBS standart MADOPAR’ın yerine geçebilir. Özel doz talimatları:

Diğer antiparkinson ilaçları kullanan hastalar, MADOPAR alabilirler. Bununla beraber, MADOPAR ile tedavi ilerledikçe ve terapötik etki belirginleştikçe, diğer ilaçların dozajları azaltılmalı veya bu ilaçlar kademeli olarak bırakılmalıdır. Gün boyunca ilacın etkisinde büyük dalgalanmalar (’on-off’ fenomeni) yaşayan hastalar, düşük ve daha sık tek dozlar almalı veya MADOPAR HBS’ye geçmelidirler. MADOPAR tabletten MADOPAR HBS’ye geçiş, tercihen sabah dozu ile başlayarak bir günden diğerine yapılır. Günlük doz ve dozlama aralıkları başlangıçta MADOPAR tablet ile aynı olmalıdır.

2-3 gün sonra, doz kademeli olarak yaklaşık % 50 artırılmalıdır. Hastalar durumlarının geçici olarak bozulabileceği hakkında bilgilendirilmelidir.

MADOPAR HBS’nin farmakokinetik özelliklerine bağlı olarak, etkinin başlaması gecikir. MADOPAR HBS, MADOPAR tablet ile birlikte kullanıldığında, klinik etki daha hızlı elde edilir. Bu özellikle sonraki günlük dozlardan daha yüksek olan ilk sabah dozu için yararlıdır. MADOPAR HBS’nin bireylere göre titrasyonu yavaş ve dikkatlice, doz değişiklikleri arasında en az 2-3 gün ara verilerek yürütülmelidir. Nokturnal immobilitesi olan hastalarda, yatmadan önce MADOPAR HBS’in son akşam dozunun kademeli olarak 250 mg’a yükseltilmesinin pozitif etkilerinin olduğu bildirilmiştir.

MADOPAR HBS’ ye verilen aşırı cevaplar (diskinezi) tek dozların azaltılması yerine dozlar arasındaki sürenin artırılması ile kontrol altına alınabilir.

MADOPAR HBS’ye yanıt yetersiz ise, MADOPAR tablet ile tedaviye devam edilmelidir. Hastalar istenmeyen muhtemel psikiyatrik semptomlar için dikkatle gözlenmelidir.

Uygulama şekli:

Yutmayı kolaylaştırmak için, MADOPAR tabletler küçük parçalara bölünebilir. MADOPAR mümkün olduğunca yemekten en az 30 dakika önce veya 1 saat sonra alınmalıdır. Başlıca tedavinin erken döneminde görülen, gastrointestinal sisteme ait istenmeyen etkiler, MADOPAR bir miktar yiyecek ve sıvıyla birlikte alınarak veya doz yavaşça artırılarak büyük ölçüde kontrol altına alınabilir.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler Böbrek/Karaciğer yetmezliği:

Levodopa ve benserazid yaygın olarak metabolize edilir ve levodopanın %10’undan azı böbreklerden değişmeden atılır. Bu yüzden hafif ve orta yetmezliklerde dozun azaltılması gerekmez.

Böbrek yetmezliği olan hastalarda levodopa ile farmakokinetik veriler mevcut değildir. MADOPAR hemodiyalize giren üremik hastalar tarafından iyi tolere edilmektedir. Karaciğer yetmezliği olan hastalarda levodopa ile farmakokinetik veriler mevcut değildir.

4.3. Kontrendikasyonlar

Levodopa veya benserazide karşı aşırı duyarlılığı olduğu bilinen hastalara MADOPAR verilmemelidir. MADOPAR non-selektif monoamin oksidaz (MAO) inhibitörleri ile birlikte verilmemelidir. Bununla birlikte, selegilin gibi selektif MAO-B inhibitörleri veya moklobemid gibi selektif MAO-A inhibitörleri kontrendike değildir. MAO-A ve MAO-B inhibitörlerinin kombinasyonunun etkisi, non-selektif MAO inhibisyonuna eşittir. Bu nedenle bu kombinasyon MADOPAR ile eş zamanlı olarak verilmemelidir MADOPAR ciddi dekompanse endokrin, renal veya hepatik fonksiyonları (diyalize giren HBS hastaları haricinde); kardiyak hastalıklar; psikotik bileşenli psikiyatrik hastalıklarda veya dar açılı glokomu olan hastalara verilmemelidir. MADOPAR 25 yaşın altındaki hastalara verilmemelidir (iskelet gelişimi tamamlanmış olmalıdır).

4.4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

MADOPAR kullanan hastalarda depresyon oluşabilir ancak bu, altta yatan bir hastalığın etkisi de olabilir.

Levodopa’nın benserazid ile birlikte kullanılması, levodopa’nın dekarboksilasyonuna bağlı olarak periferdeki etkilerini (bulantı, kusma) artırır. Ancak, benserazid levodopa’nın santral etkilerine bağlı advers etkileri azaltmaz. Çünkü, benserazid, beyine daha çok levodopa ulaşmasını ve daha çok dopamin oluşmasını sağlar. Benserazid içeren levodopa preparatları ile bazı advers Santral Sinir Sistemi (SSS) etkileri (ör. diskinezi (istem dışı hareketler)) sadece levodopa içeren preparatlara göre daha düşük dozlarda ve daha hızlı meydana gelebilir. Yaşlılar levodopa’nın SSS etkilerine daha duyarlı olabilir. Hassas bireylerde aşırı duyarlılık reaksiyonları gelişebilir.

Teorik olarak levodopa’nın intraoküler (göz içi) basıncı yükseltme potansiyeli olduğundan, geniş açılı glokomu olan hastalarda intraoküler basıncın düzenli olarak ölçülmesi önerilir.

MADOPAR mental rahatsızlıklara neden olabilir. Bu reaksiyonların, levodopa uygulamasını takiben beyinde dopamin miktarının artmasına bağlı olduğu düşünülmektedir. Tüm hastalar intihar eğiliminin eşlik ettiği depresyon gelişimi bakımından dikkatle izlenmelidir. Geçmişinde veya mevcut psikozları olan hastalar dikkatle tedavi edilmelidir.

Parkinson hastalarında dopaminerjik tedavi ile halüsinasyon arasında ilişki kurulmuştur. MADOPAR diskineziye neden olabilir veya mevcut diskineziyi alevlendirebilir. MADOPAR ciddi kardiyovasküler veya pulmoner hastalığı, bronşiyal astım, renal, hepatik veya endokrin hastalığı bulunan hastalarda dikkatle uygulanmalıdır. Rezidüel atrial, nodal veya ventriküler aritmisi olan miyokardiyal infarktüs geçmişi olan hastalarda uygulanırken dikkatli olunmalıdır. Bu tür hastalar, ilk doz ayarlama periyodunda yoğun kardiyak bakım koşullarına sahip bir ünitede dikkatle izlenmelidir. Tedavi sırasında karaciğer fonksiyonu ve kan sayımı kontrolleri yapılmalıdır. Diyabetli hastalarda sık olarak kan şekeri testleri yapılmalı ve antidiyabetik ajanların dozu kan şekeri seviyelerine göre ayarlanmalıdır.

Halotan anestezisi uygulanan MADOPAR tedavisi altındaki hastalarda, kan basıncı dalgalanmaları ve/veya aritmi meydana gelebilir. Bu nedenle, acil vakalar dışında, genel anestezi gerektiren cerrahi müdahalelerden 12-48 saat önce, MADOPAR tedavisi mümkünse kesilmelidir. Ameliyatı takiben MADOPAR tedavisine tekrar başlanabilir; doz operasyon öncesi düzeye kademeli olarak artırılmalıdır.

MADOPAR peptik ülser geçmişine sahip hastalarda üst gastrointestinal kanama olasılığını arttırabilir.

MADOPAR ortostatik hipotansiyona neden olabilir. Parkinson hastaları postür değişikliklerine cevapta yetersiz kapasiteye sahiptir. Hipotansiyon riski bulunan (antihipertansif ilaç kullananlar gibi) hastalarda veya geçici hipotansif episodları tolere etmekte zayıf (kardiyovasküler veya serebrovasküler hastalıkları olan) hastalarda dikkatle kullanılmalıdır.

MADOPAR ani olarak bırakılmamalıdır. MADOPAR tedavisinin kesilmesi veya dozun azaltılması sebebiyle Nöroleptik Malign Sendrom (NMS) benzeri kompleks septomlar içeren nadir vakalar görülmüştür. Bu sebeple, MADOPAR dozu birden azaltıldığında veya kesildiğinde özellikle nöroleptik ilaç alan hastalar dikkatle izlenmelidir. Nöroleptik Malign Sendrom ateş veya hipertermi ile karakterize, nadir görülen ancak hayatı tehdit edici bir sendromdur. Adele rijiditesi, istem dışı hareketler, değişken bilinç, mental durum değişikliklerini içeren nörolojik bulgular; otonomik bozukluk, taşikardi, hızlı solunum, terleme, hiper veya hipotansiyon gibi diğer rahatsızlıklar; kreatin fosfokinazda yükselme, lökositoz, miyoglobinüri, ve artmış serum miyoglobin düzeyleri gibi laboratuvar bulguları rapor edilmiştir.

Hastanın doğru şekilde tedavi edilmesi için bu durumun erken tanısı önemlidir. NMS’nin muhtemel tanı olması göz önünde tutulmalı ve diğer akut hastalıklar (ör. pnömoni, sistemik enfeksiyon, vb.) ekarte edilmelidir. Klinik durum, hem ciddi medikal hastalıklar hem de tedavi edilmemiş veya yetersiz tedavi edilmiş ekstrapramidal semptomlar (EPS) içeriyorsa, ayırıcı tanı daha zor olabilir. Ayırıcı tanıda göz önünde bulundurulması gereken diğer önemli başlıklar santral antikolinerjik toksisite, sıcak çarpması, ilaç ateşi ve primer santral sinir sistemi patolojisini içerir.

NMS’nin tedavisi şunları içermelidir: 1) Yoğun semptomatik tedavi ve medikal gözetim 2) Beraberinde görülen herhangi bir ciddi medikal problem için mevcut spesifik tedaviler. NMS’nin tedavisinde bromokriptin gibi dopamin agonistleri ve dantrolen gibi kas gevşeticiler sıklıkla kullanılır, ancak etkinlikleri kontrollü çalışmalarda gösterilememiştir. Pediyatrik hastalarda güvenirlik ve etkinlik açısından yeterli veri yoktur. Dekstrometorfan ile toksik reaksiyonlar meydana gelmiştir.

Dopaminerjik ilaçlar: Parkinson hastalığı nedeniyle dopamin agonistleri ile tedavi edilen hastalarda patolojik kumar oynama, artmış libido ve hiperseksüalite rapor edilmiştir. Ancak dopamin agonisti olmayan MADOPAR ile bu olaylar arasında belirlenmiş bir nedensel ilişki bulunmamaktadır. Bununla birlikte dopaminerjik ilaç olduğu MADOPAR’ın dikkatli kullanılması önerilir.

4.5.   Diğer tıbbi ürünlerle etkileşim ve diğer etkileşim şekilleri

Farmakokinetik etkileşmeler:

Antikolinerjik bir ilaç olan triheksifenidilin MADOPAR ile birlikte uygulanması, levodopanın absorpsiyon hızını azaltır, fakat miktarını değiştirmez. Demir sülfat, levodopa’ya bağlanarak levodopa’nın maksimum plazma konsantrasyonunu ve EAA’ını %30-50 azaltır. Bu sebeple, demir ve levodopa farklı dozlarda verilmelidir. Demir sülfat ile birlikte tedavi sırasında, hastaların tümünde değil ama bazılarında, klinik olarak anlamlı farmakokinetik değişiklikler gözlenmiştir.

Metoklopramid, levodopa absorpsiyon hızını arttırır. Metoklopramid midenin boşalmasını sağlayarak levodopa’nın biyoyararlanımını arttırmasına rağmen, dopamin reseptör antagonisti özellikleri ile hastalığın kontrolünü ters etkileyebilir.

Bromokriptin, amantadin, selegilin ve domperidon ile levodopa arasında hiçbir farmakokinetik etkileşim bulunmamaktadır. Farmakodinamik etkileşmeler:

Nöroleptikler, opioidler (papaverin), fenitoin ve rezerpin içeren antihipertansif ilaçlar, MADOPAR’ın etkisini inhibe ederler.

4.3. Kontrendikasyonlar

). Selegilin ve rasagilin gibi selektif MAO-B inhibitörleri ve moklobemid gibi selektif MAO-A inhibitörleri, MADOPAR tedavisindeki hastalara reçete edilebilir; etkinlik ve tolerans göz önüne alınarak, hastanın bireysel ihtiyacına göre levodopa dozunun yeniden ayarlanması tavsiye edilir. MAO-A ve MAO-B inhibitörleri

4.3. Kontrendikasyonlar

). Trisiklik antidepresanlarla birlikte kullanıldığında nadiren hipertansiyon ve diskineziyi içeren advers etkiler rapor edilmiştir.

Fenotiazinler, butirofenonlar, risperidon gibi dopamin D2 reseptör antagonistleri ve izoniazid levodopa’nın terapötik etkisini azaltabilir.

MADOPAR sempatomimetiklerle (adrenalin, noradrenalin, isoproterenol veya amfetamin gibi sempatik sinir sistemini uyaran ajanlar) birlikte uygulanmamalıdır, zira levodopa bunların etkilerini potansiyalize edebilir. Birlikte uygulamanın zorunlu olduğu durumlarda, kardiyovasküler sistemin yakından takip edilmesi gereklidir ve sempatomimetik ilaçların dozlarının azaltılması gerekebilir.

Diğer antiparkinson ilaçlarla (antikolinerjikler, amantadin, dopamin agonistleri) kombinasyon yapılabilir, ancak bu, tedavinin hem istenen, hem de istenmeyen etkilerinin yoğunluğunu artırabilir.

MADOPAR veya diğer ilacın dozunu azaltmak gerekebilir. Bir COMT inhibitörü ile adjuvan tedaviye başlandığında, MADOPAR’ın dozunun azaltılması gerekli olabilir. Levodopa’nın etkisi bir süre başlamayacağı için, MADOPAR tedavisi başladığında, antikolinerjikler aniden bırakılmamalıdır.

Levodopa, katekolamin, kreatinin, ürik asit ve glukoz için yapılan laboratuar testlerinin sonuçlarını etkileyebilir.

MADOPAR alan hastalarda, Coombs testleri hatalı pozitif sonuç verebilir. İlaç,

proteinden zengin bir diyetle alındığında, etkinin azaldığı gözlenmiştir.

Levodopa ile 10-25 mg piridoksin hidroklorür (B6 vitamini) verilmesi aromatik amino

asit dekarboksilasyon hızını arttırarak levodopa’nın etkisini tersine çevirebilir. Benserazid

piridoksinin bu aksiyonunu önlediğinden, MADOPAR destek piridoksin alan hastalara

verilebilir.

Levodopa’nın prolaktin salgılanmasını baskıladığı ve büyüme hormunu seviyesini

arttırdığı bilinmektedir.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler

4.6. Gebelik ve laktasyon

Genel tavsiye

Gebelik kategorisi: C

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar/Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

MADOPAR yeterli doğum kontrolü uygulamayan, çocuk doğurma potansiyeli olan kadınlarda, kesinlikle kontrendikedir (Bkz. 4.3 Kontrendikasyonlar).
Gebelik dönemi

MADOPAR, gebelikte kontrendikedir.
Laktasyon dönemi

Benserazidin anne sütüne geçip geçmediği bilinmediğinden, MADOPAR tedavisi gerekli olan anneler bebeklerini emzirmemelidir. Zira, yenidoğanda iskelet malformasyonları oluşumu önlenemez.

4.7. Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler

4.8. İstenmeyen etkiler

Çok yaygın (>1/10); yaygın (>1/100 ila <1/10); yaygın olmayan (>1/1.000 ila <1/100); seyrek (>1/10.000 ila <1/1.000); çok seyrek (<1/10.000), bilinmiyor (eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor).

Metabolik ve beslenme bozuklukları:

Bilinmiyor: Anoreksi bildirilmiştir.

Gastrointestinal rahatsızlıklar:

Bilinmiyor: Mide bulantısı, kusma ve diyare MADOPAR ile bildirilmiştir. Genellikle tedavinin başlarında ortaya çıkan istenmeyen gastrointestinal etkiler, MADOPAR’ın yiyecek veya içecek eşliğinde alınması veya dozu yavaşça artırılması ile büyük ölçüde kontrol edilebilir.

Deri ve deri altı doku hastalıkları:

Seyrek: Pruritus ve döküntü gibi alerjik deri reaksiyonları

Kardiyak bozukluklar:

Seyrek: Kardiyak aritmiler

Vasküler bozukluklar:

Seyrek: Ortostatik hipotansiyon. Ortostatik şikayetler MADOPAR dozunun azaltılmasından sonra genellikle düzelir.

Kan ve lenfatik sistem bozuklukları:

Seyrek: Hemolitik anemi, geçici lökopeni ve trombositopeni seyrek vakalarda bildirilmiştir. Böylelikle, levodopa içeren uzun süreli tedavide kan sayımı ve böbrek ve karaciğer fonksiyonu düzenli olarak izlenmelidir.

Sinir sistemi bozukluğu:

Bilinmiyor: Agüzi veya disagüzi izole vakaları bildirilmiştir. Tedavinin ileri evrelerinde, diskinezi (koreiform veya ateotik) ortaya çıkabilir. Bu durum, doz azaltımı ile ortadan kaldırılabilir veya tolere edilebilir hale getirilebilir. Uzun süreli tedavi ile terapötik cevaplarda dalgalanma da gözlenebilir.

Bunlara donma epizotları, doz sonu kötüleşmesi ve "açık-kapalı" etkisi de dahildir. Bu durum, dozda yapılan ayarlama ve daha küçük tek dozların daha sık olarak verilmesi ile ortadan kaldırılabilir veya tolere edilebilir hale getirilebilir.

Terapötik etkiyi arttırmak için bunun ardından dozu tekrar artırma denemesi yapılabilir. MADOPAR somnolans ve nadiren aşırı gün içi somnolans ve ani uyku basması epizotları ile ilişkilendirilmiştir.

Psikiyatrik rahatsızlıklar:

4.9. Doz aşımı ve tedavisi

Aşırı dozun en sık görülen belirtileri, normal olmayan istem dışı hareketler, konfüzyon ve uykusuzluktur. Çok nadir olarak bulantı, kusma veya kardiyak aritmiler meydana gelmektedir. Doz aşımı durumunda, hemen gastrik lavaj yapılması, solunum ve kalp fonksiyonlarının izlenmesi önerilmektedir. Solunum stimulanları, antiaritmikler veya uygunsa nöroleptiklerin uygulanması gerekli olabilir.

Depresyonu Anlamak Depresyonu Anlamak Depresyon farklı kişileri farklı biçimlerde etkiler. Duygusal veya fiziksel olmak üzere geniş alanda belirtilere sebep olabilir.Depresyona neler sebep olur? Dış Gebelik Dış Gebelik Dış gebelik, her 100 gebelikten birini etkileyen, sık görülen ve ölüme sebep olabilecek bir durumdur. Bu, döllenen yumurta, rahimin dışına yerleşirse, oluşan bir durumdur. Gebelik ilerledikçe, ağrıya ve kanamalara sebep olur.