LOPRESOR 100 mg 20 tablet Klinik Özellikler

Metoprolol Tartarat }

Kalp Damar Sistemi > Beta Bloke Edici Ajanlar > Metoprolol
Novartis Sağlık,Gıda ve Tarım Ürünleri San. Tic. A.Ş. | 20 October  2020

4.1. Terapötik endikasyonlar

• Hipertansiyon : Monoterapi şeklinde veya diğer antihipertansifler örn: diüretik periferik vazodilatör veya bir anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) inhibitörü ile birlikte kombinasyon halinde.

• Angina pektoris : Uzun süreli profilaksi için. Gerektiğinde akut krizleri yatıştırmak için nitrogliserin kullanılmalıdır.

• Supraventriküler ve ventriküler aritmileri içeren kardiyak ritm bozuklukları

• Teyid edilmiş veya şüpheli miyokard enfarktüsü, miyokard enfarktüsten sonraki sekonder koruma için

• Hipertiroidizm (yardımcı tedavi olarak)

• Palpitasyonlu fonksiyonel kalp hastalıkları

4.2. Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji / Uygulama sıklığı ve süresi:

Dozun kişiye göre ayarlanması önerilir.

Doktor tarafından başka şekilde tavsiye edilmediği takdirde aşağıdaki dozlarda kullanılır:
Hipertansiyon :

Günde 100-200 mg, sabah tek doz halinde veya ikiye bölünmüş dozlar halinde (sabah ve akşam) alınır. Gerekirse ek olarak bir diğer antihipertansif verilebilir. LOPRESOR’un daha yüksek günlük dozlarının ikiye bölünmüş şekilde uygulanması tolerabilitenin devamını sağlar.

Angina pektoris :

Günde 100-200 mg ikiye bölünmüş dozlar halinde alınır. Gerektiğinde günlük doz 400 mg a kadar yükseltilebilir.

Kardiyak ritm bozuklukları :

Günlük 100-150 mg doz 2-3 e bölünerek uygulanır. Gerekirse günlük doz 300 mg a kadar yükseltilebilir.

Miyokard enfarktüsü :

Önerilen doz hastanın hemodinamik durumuna göre azaltılabilir.

Akut safhanın tedavisinden sonra idame tedavisi LOPRESOR Tablet ile yapılır. Günlük doz 200 mg dir, iki eşit doza bölünerek verilir. Tedavi en az 3 ay sürdürülmelidir.

Hipertiroidizm :

Günde 150-200 mg (400 mg’a kadar yükseltilebilir) 3-4 e bölünmüş dozlar halinde alınır.
Palpitasyonlu fonksiyonel kalp hastalıkları :

Günde 100 mg sabah tek doz halinde uygulanır; gerektiğinde günlük doz 200 mg a çıkarılır ve ikiye bölünmüş dozlar halinde kullanılır (sabah ve akşam).

Migrenin önlenmesi :

Günde 100 mg sabah tek doz halinde uygulanır; gerektiğinde günlük doz 200 mg a çıkarılır ve ikiye bölünmüş dozlar halinde kullanılır (sabah ve akşam).

Uygulama şekli:

Film kaplı tabletler çiğnenmeksizin yutulmalıdır.
Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Böbrek/Karaciğer yetmezliği: LOPRESOR’un böbrek veya karaciğer yetmezliği olan hastalarda kullanımına ilişkin deneyim mevcut değildir.

Pediyatrik popülasyon: LOPRESOR’un çocuklarda güvenliği ve etkililiği kanıtlanmamıştır.

4.3. Kontrendikasyonlar

• Metoprolol ve benzer türevlere veya yardımcı maddelerden herhangi birisine karşı bilinen aşırı duyarlılık, diğer beta-blokörlere aşırı duyarlılık (beta-blokörler arasında çapraz duyarlılık oluşabilir.)

• İkinci veya üçüncü derece atriyoventriküler blok

• Dekompanse kalp yetmezliği

• Klinik olarak anlamlı sinüs bradikardisi (kalp atım hızı dakikada 45 ila 50 ’den daha az)

• Hasta sinüs sendromu

• Şiddetli periferel arteriyel dolaşım bozuklukları

• Kardiyoj enik sok

4.4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

• Hipotansiyon

• Şiddetli bronşiyal astımı veya şiddetli bronkospazm öyküsü olan hastalar

4.4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

Genel olarak bronkospastik hastalıkları olanlara LOPRESOR dahil beta-blokörler verilmemelidir. Ancak, hafif veya orta derecede bronkospastik hastalarda diğer uygun ilaçların tolere edilmediği veya etkisiz oldukları durumlarda, göreceli kardiyoselektif olmasından dolayı LOPRESOR dikkatle verilebilir. p1 seçiciligi tam olmadığından p2 agonisti birlikte uygulanmalı ve LOPRESOR’un etkili olan en düşük dozu kullanılmalıdır.

LOPRESOR, özellikle insülin veya hipoglisemik bileşikleri kullanan diabetes mellituslu hastalarda (bkz. İlaç Etkileşmeleri ve Diğer Etkileşmeler) dikkatle kullanılmalıdır. Diabetik hastalar, LOPRESOR dahil beta-blokörlerin hipoglisemi ile oluşan taşikardiyi maskelediğine dair uyarılmalıdır; ancak hipogliseminin baş dönmesi ve terleme gibi diğer belirtileri anlamlı olarak baskılanamaz ve terleme artabilir.

4.3. Kontrendikasyonlar

). Öncelikle bu durum stabilize edilmelidir.

4.3. Kontrendikasyonlar

ı).

4.3. Kontrendikasyonlar

ı).

4.3. Kontrendikasyonlar

ı).

Feokromositoma olduğu bilinen veya olmasından şüphe edilen hastalarda, LOPRESOR her zaman alfa-blokörle birlikte kombine halde verilmelidir (bkz. Bölüm 4.3. Kontrendikasyonları).

Metoprolol güçlü hepatik ilk geçiş metabolizmasına uğrar ve başlıca karaciğerde metabolize olarak elimine edilir (bkz. Bölüm 5.2 Farmakokinetik özellikler). Bu nedenle, karaciğer sirozu metoprololün sistemik biyoyararlanımını artırabilir ve total klerensi azaltabilir; plazma konsantrasyonlarında artışa yol açar.

Yaşlı hastalar dikkatle tedavi edilmelidir. Kan basıncında veya kalp atım hızında çok belirgin bir azalma, hayati organlara giden kanın yetersiz düzeylere düşmesine neden olabilir.

Büyük ameliyatların öncesinde LOPRESOR dahil beta-blokör ajanların bırakılmasının gerekliliği ya da tercih edilirliği tartışmalıdır. Kalbin refleks adrenerjik uyarılara yanıt yeteneğinin bozulması, genel anestezi ve cerrahi prosedürlerin risklerini artırabilir. Bir beta-blokör ile tedaviye devam edilmesinin yararları bırakmanın riskine karşı herbir hastada ayrı ayrı değerlendirilerek kararlaştırılmalıdır. Eğer LOPRESOR ile tedavi edilen hastada genel anestezi gerekiyorsa, hastanin beta-blokör kullandığı anesteziste bildirilmelidir. Mümkün olduğunca düşük kardiyodepresan etkiye sahip bir anestetik ajan kullanılmalıdır (bkz. Bölüm 4.5 Diğer tıbbi ürünlerle etkileşim ve diğer etkileşim biçimleri). Ameliyattan önce LOPRESOR dahil beta-blokör ile tedavinin kesilmesi gerekliliği düsünülüyorsa, bu kademeli olarak yapılmalı ve genel anesteziden önce 48 saat içinde bu işlem tamamlanmalıdır.

LOPRESOR tedavisi özellikle iskemik kalp hastalığı olan hastalarda aniden kesilmemelidir. Angina pektorisin ağırlaşmasını önlemek için, dozaj kademeli olarak 1-3 haftada azaltılmalı ve gerekirse aynı zamanda replasman tedavisine başlanmalıdır.

Diğer bileşiklerle artan anafilaktik reaksiyonlar özellikle beta-blokör alan hastalarda şiddetli olabilir ve normal dozlarda adrenaline direnç gösterebilir. Yüksek anaflaksi riski bulunan hastalarda LOPRESOR dahil beta-blokör kullanımından mümkün olduğunca kaçınılmalıdır.

Beta-blokörler Prinzmetal anginada (variant tip angina pektoris) angina ataklarının sayısını ve süresini artırabilir. Bu tür hastalarda LOPRESOR gibi nispeten selektif olan p1-reseptör blokörleri kullanılabilir, ancak son derece dikkatli olunmalıdır.

Beta-blokörler tirotoksikozun bazı klinik belirtilerini maskelerler. Bu nedenle, tirotoksikozu olan veya oluşmasından şüphe edilen hastalarda LOPRESOR kullanırken tiroid ve kardiyak fonksiyonlari yakından izlenmelidir.

4.5. Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

Diğer ilaçların metoprolol üzerindeki etkisi

LOPRESOR ve diğer antihipertansif ilaçların kan basıncı üzerine aditif etkisi vardır. Aynı zamanda katekolamin tüketen ilaçları, diğer beta-blokörleri (göz damlası şekli de dahil) veya MAO inhibitörleri alan hastalar gözetim altında tutulmalıdırlar.

Metoprololün etkisini ya da plazma konsantrasyonlarını arttırabilme ihtimali olan ilaçlar: Kalsiyum kanal blokörleri:

Verapamil ve diltiyazem gibi kalsiyum kanal blokörleri, beta-blokörlerin kan basıncı, kalp hızı, kardiyak kontraktilite ve atriyoventriküler ileti üzerindeki depresan etkilerini güçlendirebilir. Kalp durma riski nedeniyle LOPRESOR kullanan hastalarda intravenöz yoldan verapamil tipinde (fenilalkilamin) kalsiyum kanal bloköri verilmemelidir. LOPRESOR ile birlikte verapamil tipte oral kalsiyum kanal bloköri kullanan hastalar gözetim altında tutulmalıdırlar.

Sınıf I anti-aritmik İlaçlar ve amiodaron:

Amiodaron, propafenon ve kinidin ve dizopiramid gibi diğer sınıf I anti-aritmik ajanlar, beta-blokörlerin kalp atımı ve atriyoventriküler iletim üzerindeki etkilerini güçlendirebilir.

Nitrogliserin:

Nitrogliserin LOPRESOR’un hipotansif etkisini artırabilir. Genel anestezikler:

Bazı inhalasyon anestezikleri beta-blokörlerin kardiyodepresan etkilerini artırabilir. (bkz. Özel uyarılar ve özel kullanım tedbirleri).

CYP2D6 inhibitörleri

Bu enzimin güçlü inhibitörleri metoprololün plazma konsantrasyonunu artırabilir. CYP2D6’nin güçlü inhibisyonu zayıf metabolize edici fenotipine degisimle sonuçlanabilir (bkz. Bölüm 5.2 Farmakokinetik özellikler). Bu nedenle metoprolol ile güçlü CYP2D6 inhibitörleri uygulanırken dikkatli olunmalıdır. Bilinen klinik açıdan önemli güçlü CYP2D6 inhibitörleri fluoksetin, paroksetin ya da bupropion gibi antidepresanlar, tiyoridazin gibi antipsikotikler, kinidin ya da propafenon gibi antiaritmikler, ritonavir gibi antiretroviraller, difenhidramin gibi antihistaminikler, hidroksiklorokin ya da kinidin gibi antimalaryaller, terbinafin gibi antifungaller ve simetidin gibi mide ülseri ilaçlarıdır.

4/11

Aşağıdaki tıbbi ürünler metoprololün etkisini ya da plazma konsantrasyonlarını azaltabilir: Prazosin:

İlk prazosin dozunu takip eden akut postüral hipotansiyon, daha önce bir beta-blokör almakta olan hastalarda artabilir

Digitalis glikozidleri:

Dijital glikozitleriyle birlikte kullanımı bradikardide artış ve/veya atriyoventriküler iletim süresinde artmaya neden olabilir.

Sempatomimetikler:

Adrenalin veya diğer sempatomimetik bileşikler (örn: antitüssifler veya kulak ve göz damlaları içindeki) beta-blokörlerle birlikte kullanıldıklarında hipertansif reaksiyonları uyarabilirler. Ancak bu, seçici olmayan beta-blokörlere oranla terapötik dozlarda beta1-seçici ilaçlarla daha az meydana gelmektedir.

Non-steroidal antiinflamatuvar ilaçlar:

Indometasin gibi non-steroidal antienflamatuvar ilaçlarla birlikte kullanımı metoprololün antihipertansif etkisini azaltabilir.

Hepatik enzim indükleyiciler:

Enzim indükleyici ilaçlar metoprololün plazma konsantrasyonlarını etkileyebilir. Örneğin metoprololün plazma konsantrasyonları rifampisin tarafından azaltılır.

Metoprololün diğer ilaçlar üzerindeki etkisi: Klonidin:

Klonidinle birlikte LOPRESOR kullanan hastalarda, eğer klonidin tedavisine son verilecekse, LOPRESOR kullanımına klonidinin kesilmesinden birkaç gün önce son verilmelidir. Çünkü, klonidin tedavisinin kesilmesiyle beraber görülebilecek olan hipertansiyon, beraberinde beta-blokör tedavisi gören hastalarda daha yüksek oranda oluşabilir.

İnsülin ve oral hipoglisemik ilaçlar:

İnsülin kullanan diyabetik hastalarda, P-blokör tedavisi artan veya uzun süre devam eden hipoglisemi ile ilişkili olabilir. Beta-blokörler sulfonil ürelerin hipoglisemik etkilerini antagonize de edebilir. Seçici olmayan P-blokörlere oranla LOPRESOR gibi p1-seçici ilaçlarla bu etki riski daha düşüktür. Ancak; LOPRESOR kullanan diyabetik hastalar diyabet kontrol altına alınıncaya kadar izlenmelidir (bkz. Özel uyarılar ve özel kullanım tedbirleri).

Lidokain (ksilokain):

Metoprolol lidokainin klerensini azaltabilir ve böylece lidokain etkilerinin artmasına neden olabilir.

Alkol:

Birlikte alındıklarında metoprolol alkolün farmakokinetik parametrelerini değiştirebilir.
Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler

Özel popülasyonlara ilişkin herhangi bir klinik etkileşim çalışması yürütülmemiştir.

4.6. Gebelik ve laktasyon

Genel tavsiye

Gebelik kategorisi: C (İlk trimester)

D (2. ve 3. trimesterler)

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar/Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

LOPRESOR’u reçete eden sağlık profesyonelleri, çocuk sahibi olma potansiyeli olan kadınlara bu ilacın gebelik sırasındaki olası risklerini anlatmalıdırlar.

Gebelik dönemi

Genel bir kural olarak, gebeliğin ilk 3 ayında hiçbir ilaç alınmamalı ve tüm gebelik süresince ilaç almanın yararları ve riskleri dikkatle düşünülmelidir.

LOPRESOR’un gebe kadınlarda kullanımına ilişkin yeterli veri mevcut değildir fakat metoprolole bağlı fetal malformasyon bildirilmemiştir. Bununla birlikte, beta-blokörler plasental perfüzyonu azaltabilirler. Metoprolol plasentaya geçer. Mümkün olan en düşük doz kullanılmalı ve uterus kontraktilitesindeki artışı ve beta-blokajının bebek üzerindeki etkilerini (örneğin bradikardi, hipoglisemi) önlemek için tedavi doğumdan en az 2-3 gün önce kesilmelidir.

Laktasyon dönemi

Az miktarda metoprolol anne sütüne geçmektedir; terapötik dozlarla günde 1 L anne sütü tüketen bir bebek 1 mg’dan az bir metoprolol dozu almış olacaktır. Yine de anne sütü ile beslenen bebekler beta- reseptörlerin blokajina ait belirti veya semptomlar yönünden yakından takip edilmelidir.

Üreme yeteneği / Fertilite

4.7. Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler

4.8. İstenmeyen etkiler

) ve bu nedenle hastanın araba ya da makine kullanma yeteneğini olumsuz yönde etkileyebilir.

Advers ilaç reaksiyonları, en sık görülen advers reaksiyon ilk sırada olacak şekilde sıklıklarına göre aşağıda sıralanmıştır: çok yaygın (>1/10); yaygın (>1/100, <1/10); yaygın olmayan (>1/1000, <1/100); seyrek (>.1/10000, <1/1000); çok seyrek (<1/10000), bilinmiyor (eldeki verilerle tahmin edilemiyor).

Kan ve lenf sistemi bozuklukları

Çok seyrek: Trombositopeni

Psikiyatrik bozukluklar

Seyrek: Depresyon, kabuslar

Çok seyrek: Kişilik bozuklukları, halüsinasyonlar.

Sinir sistemi bozuklukları

Yaygın: Baş dönmesi, baş ağrısı

Seyrek: Mental uyanıklıkta azalma, uyuklama veya uykusuzluk, parestezi,
Göz bozuklukları

Çok seyrek: Görme bozuklukları (ör: bulanık görme), göz kuruluğu veya gözde tahriş

Kulak ve iç kulak bozuklukları

Çok seyrek: Kulak çınlaması ve tavsiye edilen dozların aşılması halinde işitme güçlükleri (ör: hipoakuzi ve sağırlık).

Kardiyak bozukluklar

Yaygın: Bradikardi,

Seyrek: Kalp yetmezliği, kardiyak aritmiler, palpitasyon Çok seyrek: Kardiyak iletim bozuklukları, prekordiyal ağrı

Vasküler bozukluklar

Yaygın: Ortostatik hipotansiyon (bazen senkop ile birlikte); Seyrek: Ödem, Raynaud fenomeni,

Çok seyrek: Önceden şiddetli periferik dolaşım bozukluğu olan hastalarda gangren.

Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal bozukluklar

Yaygın: Efora bağlı nefes darlığı

Seyrek: Bronkospazm (obstrüktif akciğer hastalığı öyküsü olmayan hastalarda da ortaya

çıkabilen)

Çok seyrek: Rinit.

Gastro-intestinal bozukluklar

Yaygın: Bulantı ve kusma, karın ağrısı Seyrek: Diyare veya konstipasyon

Çok seyrek: Ağız kuruluğu, retroperitoneal fibrozis (LOPRESOR ile ilişkisi tam olarak kanıtlanmamıştır).

Hepatobilier bozukluklar

Çok seyrek: Hepatit

Deri ve derialtı doku bozukluklar

Seyrek: Deri döküntüleri (ürtiker şeklinde, psoriaziform ve distrofik deri lezyonları) Çok seyrek: Fotosensitivite, hiperhidrozis, alopesi, psoriasisin kötüleşmesi.

Kas-iskelet bozukluklar, bağ doku ve kemik bozuklukları

Seyrek: Kas krampları Çok seyrek: Artrit,

Üreme sistemi bozuklukları

Çok seyrek: Libido ve potens bozukluğu, Peyroni hastalığı (LOPRESOR ile ilisşkisi tam olarak kanıtlanmamıştır).

Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin bozukluklar

Yaygın: Yorgunluk

Araştırmalar

4.9. Doz aşımı ve tedavisi

Belirtiler:

LOPRESOR’un aşırı dozuna bağlı zehirlenme şiddetli hipotansiyon, sinus bradikardisi, atriyoventriküler blok, kalp yetmezliği, kardiyojenik sok, kalp durması, bronkospazm, şuur kaybı (ve hatta koma), bulantı, kusma ve siyanoza yol açabilir.

Birlikte alkol, antihipertansifler, kinidin veya barbituratlar alınması belirti ve semptomları ağırlaştırır.

Doz aşımının ilk belirtileri ilaç alındıktan sonra 20 dakika-2 saat içinde görülür. Kuvvetli doz aşımının etkileri plazma konsantrasyonlarında azalmaya rağmen birkaç gün devam eder.

Tedavi:

Hastalar hastaneye yatırılmalı ve genel olarak, yoğun bakım ünitesinde sürekli olarak kardiyak fonksiyon, kan gazları ve kan biyokimyası izlenmelidir. Suni solunum veya kalp pili takılması gibi acil destekleyici ölçümler gerekirse yapılmalıdır. Görünüşte iyi olan ve küçük miktarda doz aşımı bulunan hastalar dahi en az 4 saat süreyle zehirlenme bulguları açısından yakından takip edilmelidir.

Potansiyel hayatı tehdit edici aşırı doz alımında, ilacin gastrointestinal kanaldan uzaklastırılması için kusma uyarılmalı veya mide yıkanmalı (LOPRESOR alımından sonraki 4 saat içindeyse) ve/veya aktif kömür kullanılmalıdır. Hemodiyaliz metoprolol eliminasyonu için yararlı olmamaktadır.

Anlamlı bradikardi geliştiğinde tedavisi için intravenöz yolla atropin verilmelidir. Bradikardi veya hipotansiyonun tedavisinde prenalterol veya isoprenalin gibi intravenöz beta-agonistleri kullanılmalıdır; beta-blokaji aşmak için çok yüksek dozlara gereksinim olabilir. Kan basıncıni iyi halde tutabilmek için dopamin, dobutamin veya noradrenalin verilebilir. Beta-adrenerjik reseptörlerden bağımsız olarak glukagonun kalp üzerinde pozitif inotropik ve kronotropik etkileri vardır ve beta-blokör aşırı dozuyla ilişkili olarak kalp yetmezliğinde ve dirençli hipotansiyon tedavisinde etkili olduğu kanıtlanmıştır.

Diazepam nöbetlerin kontrolünde tercih edilen ilaçtir. p2-agonisti veya aminofilin bronkospazmi engellemek için kullanılabilir; hastalar bronkodilatör uygulamasi sırasında ve sonunda kardiyak aritmi olasılığına karşı izlenmelidir.

Aşırı dozajdan sonra beta-blokör yoksunluk fenomeni (bkz. Uyarılar/Önlemler) oluşabilir.

Rahim Boyu ( Serviks ) Kanseri Rahim Boyu ( Serviks ) Kanseri Rahim boynu (serviks) kanseri 35 yaş altı kadınlarda görülen vakalarda meme kanserinden sonra ikinci sırayı alır.Serviks kanserinin gelişmesi yıllarca sürebilir. Ağız Kanseri Ağız Kanseri Ağız kanserinin en yaygın türleri, dudak, dil, dişetidir. Nadiren yanak içi veya damak bölgelerini de içine alır.