İlaçları › ANAPOLON 50 mg 20 tablet › KUB › Klinik Özellikler

ANAPOLON 50 mg 20 tablet Klinik Özellikler

Oksimetolone }

Sindirim Sistemi ve Metabolizma > Anabolik Steroid İlaçlar > Oksimetolon
Yeni Firma [ Bilgileri Güncelleniyor ] | 17 November  2011

4.1. Terapötik endikasyonlar

ANAPOLON, konjenital aplastik anemi, hipoplastik anemi, miyelofibrozis, miyelotoksik ilaçların yol açtığı aplastik anemi ve eritrosit yapım bozukluğuna bağlı anemilerin tedavisinde kullanılır.

4.2. Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji/uygulama sıklığı ve süresi : Doktorlar tarafından başka türlü önerilmediği takdirde tavsiye edilen doz günde 1.5 mg/kg’dır. Genellikle etkin doz 1-2 mg/kg/gün’dür, fakat daha yüksek dozlar gerekebilir. Doz hastanın durumuna göre ayarlanmalıdır.

Tedaviye cevap sıklıkla hemen görülmez ve tedavinin üç ila altı ay sürdürülmesi gerekebilir.
Remisyondan sonra hastalardan bir kısmı ilaçsız idame ettirilebilir, diğer bir kısım hastaya ise daha düşük dozda devam edilebilir. Konjenital aplastik anemili hastalar için genellikle devamlı bir idame dozu gereklidir.

ANAPOLON için önerilen doz ve tedavi süresi aşılmamalıdır.

Uygulama şekli :

ANAPOLON, bir bardak su ile alınmalıdır.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler :

Böbrek/Karaciğer yetmezliği: Ciddi karaciğer yetmezliği, nefrozis ve nefritin nefrotik fazında kullanılmamalıdır.

Pediyatrik popülasyon: Anabolik ve androjenik steroidler çocuklarda çok dikkatle ve özellikle kemik iliği üzerindeki etkilerini çok iyi bilen uzmanların kontrolünde kullanılmalıdır.

Anabolik ajanlar çocuklarda lineer büyümeden daha hızlı epifiziyal olgunlaşmaya neden olabilir ve bu etki ilaç bırakıldıktan 6 ay sonrasına kadar devam edebilir. Tedavi süresince erişkin boyuna ulaşamama riskinden kaçınmak için 6 ay aralıklarla radyografik inceleme yapılmalıdır.

4.3. Kontrendikasyonlar

ANAPOLON, aşağıdaki durumlarda kullanılmamalıdır:

• Bileşimindeki maddelerden herhangi birine karşı önceden oluşmuş aşırı duyarlılık durumları

• Erkeklerde prostat ve meme karsinomu

• Hiperkalsemili kadınlarda meme karsinomu (anabolik androjenik steroidler kemiklerin osteolitik rezorpsiyonunu stimüle edebilir)

• Hamilelik (Oksimetolon hamile kadınlara verildiğinde fetusa zarar verebilir. Hamilelerle, hamile kalması muhtemel olan kadınlara verilmemelidir. İlacı kullanırken hamile kalması durumunda, ilacın bebeğe verebileceği zararlar hastaya anlatılmalıdır)

• Nefrozis ve nefritin nefrotik fazı

• Ağır karaciğer bozukluğu

4.4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri

Ciddi yan etkileri nedeniyle anabolik steroidler sporcuların yeteneklerini arttırmak amacıyla kullanılmamalıdır.

Meme kanseri bulunan hastalarda androjenik ilaç tedavisi osteolizisi uyararak hiperkalsemiye neden olabilir. Böyle durumlarda ilaç kesilmelidir.

Hepatotoksisite: Sarılık da dahil olmak üzere hepatotoksik etkiler normal dozlarda sık görülür.
Klinik sarılık ağrısız ve kaşıntılı yada kaşıntısız olabilir. Keza akut karaciğer büyümesi ve sağ üst kadranda ağrı ile birlikte ortaya çıkarak yanlışlıkla akut safra kanalı tıkanıklığı şeklinde değerlendirilebilir. İlaca bağlı sarılık ilaç kesildiğinde genellikle düzelir. Tedaviye devam edilmesi durumunda hepatik koma ve ölüm ortaya çıkabilir. Hepatotoksisite nedeniyle Oksimetolon tedavisi sırasında periodik karaciğer fonksiyon testleri önerilir.

Oksimetolon ve diğer androjenlerle uzun süre tedavi edilen konjenital ve edinilmiş aplastik anemili hastalarda, karaciğerde kan dolu kistlerle karakterli, etiyolojisi tam olarak tanımlanmamış nadir bir durum olan peliosis hepatis ve hepatosellüler karsinoma gözlenmiştir. Bazı vakalarda ilacın kesilmesi sonunda hepatik lezyonlarda düzelme ortaya çıkmıştır.

Anabolik steroidlerin kullanımı sırasında karaciğer tümörleri bildirilmiştir. Sıklıkla bu tümörler selim ve androjen bağımlıdır, ancak fatal malign tümörler de bildirilmiştir. İlacın kesilmesi ile sıklıkla tümörler geriler veya büyümeleri durur. Bununla birlikte androjen ve anabolik steroidlerle ilişkili tümörler diğer karaciğer tümörlerine göre daha fazla damar içerir ve yaşamı tehdit eden intraabdominal kanama gelişene kadar sessiz kalabilir.

Virilizasyon: Kadınlar virilizasyon belirtileri (ses kalınlaşması, hirsutizm, akne ve kliteromegali) açısından gözlemlenmelidir. Geri dönüşümsüz değişikliklerden kaçınmak için hafif virilizasyon ilk saptandığı anda tedavi kesilmelidir. Bu tür virilizasyon genellikle yüksek doz androjenik anabolik steroidlerle ortaya çıkmaktadır. Bazı virilizasyon değişiklikleri tedavi kesilse bile geri dönüşümsüz olabilir ve östrojenlerin birlikte kullanımıyla engellenemezler. Amenoreyi de içeren adet düzensizlikleri de ortaya çıkabilir.

Yetişkin kadınlarda trombositopeni varlığında bile, genellikle amenore görülür. Menorajinin kontrolü için yüksek dozda progestasyonel ajanların tedaviye eklenmesi önerilmez.

Yüksek doz anabolik steroid alan hastalarda hemoglobin ve hemotokrit düzeyleri polisitemi açısından periyodik olarak takip edilmelidir.

Oksimetolon ile tedavi edilen hastaların bazılarında serum demirinin düşmesi ve transferrin saturasyon yüzdesinin azalması şeklinde ortaya çıkan demir yetersizliği anemisinin geliştiği gözlenmiştir.

Bu durumda serum demir ve demir bağlama kapasitesini periyodik olarak tespit edilmesi tavsiye edilmektedir. Demir yetersizliği saptandığı takdirde uygun demir preparatı verilerek tedavi edilmelidir.

Oksimetolon ile tedavi edilen aplastik anemili hastalarda lösemi gözlenmiştir. Ancak burada ilacın rolünün bulunup bulunmadığı ve eğer varsa bunun ne olduğu açıklığa kavuşmamıştır.
Çünkü kan diskrazilerinde malignleşme ortaya çıkabilmektedir, aplastik anemili olupta oksimetolon ile tedavi edilmeyen hastalarda lösemi bildirilmiştir.

Bu gibi ilaçları kalp, böbrek veya karaciğer hastalığı bulunan hastalara verirken dikkatli olunmalıdır. Adrenal steroidler ve ACTH’nın birlikte uygulanması ödemi fazlalaştırabilir. Bu durum uygun diüretik ve/veya digital tedavisi ile kontrol altına alınabilir.

Disemine meme karsinomu bulunan kadınlarda hormonal tedavinin bir sonucu olarak veya kendiliğinden hiperkalsemi gelişebilir. İlaç kullanılırken böyle bir durum ortaya çıkarsa ilaç kesilmelidir.

Anabolik steroidler antikoagülanlara duyarlılığı arttırabilir. Antikoagülan dozunun, protrombin zamanını normal düzeyde tutmak amacı ile azaltılması gerekebilir.

Anabolik steroidlerin glukoz tolerans testlerini değiştirdikleri gösterilmiştir. Diyabetik hastalar dikkatle izlenmeli, insülin veya hipoglisemik ilaç dozajı uygun şekilde ayarlanmalıdır.

Benign prostatik hipertrofili hastalarda anabolik steroidler dikkatle kullanılmalıdır. Androjenik anabolik steroidlerle tedavi edilen yaşlı erkek hastalar prostat hipertirofisi ve prostat karsinomunun gelişmesi bakımından daha yüksek bir risk altında bulunabilirler.

Androjenik, anabolik steroidlerle tedavi edilen hastalarda aterosklerozis ile birlikte görülen kan lipid değişiklikleri ortaya çıkabilmektedir. Bu değişikliklere örnek olarak yüksek yoğunluklu lipoproteinlerin azalması ve bazen düşük yoğunluklu lipoproteinlerin artması gösterilebilir. Bu değişiklikler önemli ölçüde fazla olabilir ve aterosklerozis ile koroner arter hastalığı için ciddi riskler doğurabilir.

Nadir kal
ı
t
ı
msal galaktoz intolerans
ı
, Lapp laktoz yetmezli
ğ
i ya da glikoz-galaktoz malabsorpsiyon problemi olan hastalar
ı
n bu ilac
ı
kullanmamalar
ı
gerekir.

• Diğer tıbbi ürünlerle etkileşim ve diğer etkileşim biçimleri

İlaçlar:

Varfarin: Sağlıklı gönüllülerde anabolik steroidler ve varfarin ile klinik olarak anlamlı etkileşim bildirilmiştir. Varfarin kullanmakta olan hastalara anabolik steroid tedavisi başlanacaksa INR ve protrombin zamanları (PT) yakından izlenmeli ve stabil hedef INR ve PT değerlerine ulaşıncaya dek varfarin dozu ayarlanmalıdır. Anapolon tablet ve varfarin kullanan hastalarda, Anapolon’un dozu değiştirilecek veya tedavi kesilecekse, INR ve PT takibi ve varfarin dozunun ayarlanması önerilmektedir. Hastalar özellikle gizli kanama belirti ve bulguları açısından dikkatle izlenmelidir.

Antikoagülanlar: Anabolik steroidler oral antikoagülanlara olan duyarlığı artırabilir.

Antikoagülan dozu istenilen protrombin zamanına ulaşmak için azaltılabilir. Oral antikoagülan alan hastalar, anabolik steroid tedavisi başlanıldığında ya da sonlandırıldığında dikkatle gözlenmelidir.

Laboratuar Testleri:

Açlık kan şekeri ve glukoz tolerans testleri: Anabolik steroid kullanımına bağlı olarak değişiklikler oluşabilir.

Tiroid fonksiyon testleri: Anabolik steroid kullanımına bağlı olarak TBG (Tiroksin Bağlayıcı Globülin) azalması, tiroksin bağlama kapasitesi ve radyoaktif iyot alımı azalması, eritrositler veya resin tarafından T3 alımı artması saptanabilir. Serbest tiroksin normaldir. Testlerdeki değişiklikler anabolik tedavinin durdurulmasından sonra genellikle 2-3 hafta daha devam edebilir.

Protrombin zamanı: Anabolik steroid kullanımına bağlı olarak protrombin zamanı uzayabilir.
Elektrolitler:

Sodyum, klorür, su, potasyum fosfat ve kalsiyum retansiyonu görülebilir. Serum kolesterolünde artma veya azalma ortaya çıkabilir. Pıhtılaşma faktörlerinden II, V, VII ve X’un supresyonu, tedavinin kesilmesinden sonra iki hafta kadar süren kreatin ve kreatinin itrahı artışı ve 17- ketosteroid itrahı azalması görülebilir.

4.6. Gebelik ve laktasyon

Gebelik kategorisi X’tir.

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar / Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

ANAPOLON için, gebeliklerde maruz kalmaya ilişkin klinik veri mevcut değildir.

Hamilelerde ve hamile olması muhtemel olanlarda kullanılmamalıdır.

Gebelik dönemi:

Oksimetolon hamile kadınlara verildiğinde fetusa zarar verebilir. Hamilelerle, hamile kalması muhtemel olan kadınlara verilmemelidir. İlacı kullanırken hamile kalması durumunda, ilacın bebeğe verebileceği zararlar hastaya anlatılmalıdır.

Laktasyon dönemi:

Anaboliklerin insan sütüne geçip geçmedikleri bilinmemektedir. İlacın doğurabileceği istenmeyen etkiler bebekte ortaya çıkabileceğinden emzikli anneler ilacı kullandıkları sürece bebeklerine süt vermemelidir.

Üreme yeteneği / Fertilite

Oksimetolon tedavisi sırasında erkeklerde oligospermi ve kadınlarda amenore görülebildiğinden, her iki cinste de fertilite yeteneğinin azalabilmesinden söz edilebilir.

4.7 Araç ve makine kullanma yeteneği üzerindeki etkiler

Araç ve makine kullanımı üzerinde bilinen bir etkisi bulunmamaktadır.

4.8. İstenmeyen etkiler

Çok yaygın (>1/10); yaygın (>1/100 ila <1/10); yaygın olmayan (>1/1.000 ila <1/100); seyrek (>1/10.000 ila <1/1.000); Çok seyrek (<1/10.000), bilinmiyor (eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor).

Kan ve lenf sistemi hastalıkları:

Yaygın olmayan: Demir eksikliği anemisi ve oral antikoagülanlar ile birlikte kullanımı ile kanama Çok seyrek: Lösemi

Metabolizma ve beslenme hastalıkları:

Seyrek: Kilo artışı ve ödem

Sinir sistemi hastalıkları:

Yaygın olmayan: Eksitasyon ve insomni

Gastrointestinal sistem hastalıkları:

Çok seyrek: Bulantı, kusma, diyare

Hepato-biliyer hastalıkları:

Seyrek: Uzun süreli kullanımda hepatoselüler karsinoma ve peliosis hepatis, kolestatik sarılık, hepatik nekroz ve ölüm

Deri ve deri altı doku hastalıkları

Seyrek: Kadınlarda ve puberte öncesi erkek çocuklarda akne, kadınlarda hirsutizm ve erkek tipi saç dökülmesi, puberte sonrası erkeklerde saç dökülmesi

Kas-iskelet bozukluklar, bağ doku ve kemik hastalıkları:

Seyrek: Çocuklarda epifizlerin erken kapanmasına bağlı büyüme gerilemesi, erişkinlerde kas krampları

Genitoüriner sistem hastalıkları:

Yaygın: Erkeklerde prepubertal dönemde peniste büyüme ve ereksiyon sıklığında artma, her iki cinste de libido artması ya da azalması.

Yaygın olmayan: Erkeklerde postpubertal dönemde testis fonksiyonlarının baskılanması, testis atrofisi ve oligospermi, impotans, kronik priapizm, epididimit, jinekomasti, mesane irritabilitesi ve semen sıvısında azalma , kadınlarda klitoriste büyüme ve menstrüel düzensizlikler

Söz konusu değişiklikler tedavinin kesilmesinden sonra düzelir.

Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıkları

Yaygın olmayan: Kadınlarda ses kalınlaşması

Araştırmalar

Yaygın olmayan: Karaciğer fonksiyon testlerinde bozulma

4.9. Doz aşımı ve tedavisi

Şimdiye kadar insanlarda akut doz aşımı vakası bildirilmemiştir.

Pankreas Kanseri Pankreas Kanseri Pankreas karnın alt kısmında yatay şekilde bulunan bir organdır. Sindirime yardımcı olan enzimleri ve kan şekerini yönetmeye yardımcı olan hormonları vücuda dağıtmakla görevlidir. Ağız Kanseri Ağız Kanseri Ağız kanserinin en yaygın türleri, dudak, dil, dişetidir. Nadiren yanak içi veya damak bölgelerini de içine alır.